Sanatın gerekliliği ve Ebru

Posted by birdenbire on Mart 14, 2009

Birisi tarafından yapılmadığı sürece, herhangi bir biçimde yokluğu farkına varılmayan , ancak yapılmasıyla birlikte , boşluğunun farkına varılan ve kendine alan yaratan bir şey , nasıl olurda , görüldüğü andan itibaren ihtiyaç yaratır?

Bu sorunun yanıtı aynı zamanda sanatın ne olduğu konusunda düşünmememizi sağlar.
Sanat ancak toplumun tüketim için üretim yapmaya yönelmesi ve ihtiyaçların karşılanması temelinde örgütlenmesi ve zanaatın yerini büyük ölçekli aynılaştırılmış üretimin almasıyla , oluşan boşluğun sonucu bu günkü halini aldı . Çok uzun süre nerdeyse XVIII yy. sonlarına kadar güzel sanatlar deyimi hiç kullanılmamıştı. Bugün bizim hayranlıkla izlediğimiz resimler , heykeller, müzikler hiçte sandığımız gibi , farklı bir bakışı olan sanatçının kendini ifade etmek için düşünüp araştırıp oluşturduğu yapıtlar değildi. Bunlar büyük ölçüde zanaatçı-sanatçılara ayrıntılarıyla sipariş
edilen aristokratların şatolarını,saraylarını süsleyen dekorasyon ürünleriydi.Bir prensesin doğum günü için çalınacak bestelerdi.Ve elbette kilisenin siparişleri, dinsel ayinler için besteler,incilin okuma yazma bilmeyen halka vaazı için resimlenmesi vs.
Sonuç olarak kent yaşamının gelişmediği üretimin özgün yanının yok olmadığı dönemlerde kısaca kapitalizm öncesi dönemlerde bugün anladığımız anlamda sanattan ve sanatçıdan söz etmek imkansızdı. Bu yaklaşım üretimin seriye ,zanaatçının işçiye dönüşmesi sonucu, özgün ve bireysel üretimin özellikli ve yetenekli kişilerce faklı yapılması sonucu doğdu.Yani zanaatın üretim yanı ile yaratıcı yanı birbirinden ayrılmak zorunda kalmasaydı bugün bizim sanat olarak adlandırdığımız çalışmalar ve yaklaşımlar hiç olmayacak ancak resim,heykel, müzik olacaktı.Maddi yaşamın bu yeni örgütlenme biçimi zorunlu olarak , bu geleneklerden yola çıkarak , zanaatın tinsel ve sanat yanıyla ilgili çalışmak zorunda kalan ve yaşamın tinsel yanını örgütlemeye çalışan sanatçılar doğurdu.
Bu sanat yaklaşımı iyice kavranmadığı sürece herhangi bir sanata doğru yaklaşmak mümkün olmayacaktır.Özellikle bu süreçleri birebir yaşamamış ve fazlasıyla düşünce ve sanat akımı ithal etmiş ülkemizde bu daha da  önemlidir. Çünkü henüz dekoratif öğeyle sanatsal öğe birbirinden tam anlamıyla ayrılmamıştır. Kökleri bizde sanatsal çabalarda yeterli gelişim gösterilememiş ve bugün dekoratif olmayan bir sanat anlayışı sanatçılarda dahil hiçbir kesimde oluşmamıştır. Şiir bu konunun dışındadır. Çünkü tinsel yanın örgütlenmesi, felsefi,estetik,teknik yaklaşımlara gereksinme duyar . Bunun için de kendi birikimlerini kullanır.Hele binlerce yıllık bir uygarlıklar zincirinin son halkasıysanız, bu daha da önem kazanır.İşte bu noktada bir zanaat-sanat olarak ebru dan bahsedebiliriz.
Ebru sanatı bu noktada nasıl bir yol ayrımındadır?

EBRU SANATI
Geleneksel yaklaşım:-Yoğunlüğü artırılmış bir sıvı üzerine,esas olarak topraktan elde edilen boyaların , at kılından fırçalarla serpilmesi ve elde edilen desenin kağıda aktarılması suretiyle gerçekleştirilen , bir kitap ve kağıt bezeme sanatıdır. A.Babaoğlu(ebru yapımı vcd) Figüratif yaklaşım:Su üzerinde resim yapmaktır.(F.Arıkan) Modern yaklaşım (ressam ve sanatçıların iddiası):su üzerinde müdahale imkanı çok az olduğu ve sanatçının kendini ifade imkanları yaratmadığı için sanat değildir.Ya da günümüz sanatında bir yer alması mümkün olmaz.
Bu yaklaşımlardan her iki ebru yaklaşımı da bir takım iç zaaflarına karşın yine de doğru yaklaşımlardır.Çünkü bunlar bir sanat çabasının açılımlarıdır.Gerçi Ebru geleneğini tamamen kıran Necmeddin Okyay tarafından yapılan ve kendi adıyla anılan ebruların geleneğe dahil edilme mantığını çözebilmiş değilim.Ancak sanata tamamen batı mantığıyla bakan sanatçı ve özellikle ressamların yaklaşımınaysa değil katılmak yanına yanaşmak mümkün değil.Çünkü bütün batı sanatı, Rönesansla gerçekleşen büyük dönüşümle maddi gerçeklikten ,yola çıkılarak , bu gerçekliği bire bir yansıtacak biçimde yeni teknikler bulmak ve sanatçının yeni duyarlılık alanı oluşturabileceği teknikler oluşturmasıyla geçmiştir.Ancak burada temel asla teknik olmamıştır.
Sanatçı kendi yaklaşımı ve dünyaya bakışı doğrultusunda, tekniğini geliştirmek zorundadır.

Burada ilginç olan modern ve geleneksel yaklaşımın aynı noktada buluşarak ebru sanatını , değişmez ve gelişmelere kapalı sanatçının yaratıcılığına izin vermeyen bir sanat olarak görmeleridir. Oysa hiç müdahalesiz ebru sanatı bile doğru yer ve zamanda, sanata ve tinsel yaşama bir gönderme yaptığında sanattır. Bunun çok ötesinde doğu geleneğinden oluşan bir sanat yaklaşımı olarak ebru , geliştirdiği tekniklerle, kendi kültür yapımıza çok uygun bir resim tekniğidir. Bugün benim çalışmalarım batıda kullanılan soyut teknikleri ve daha fazlasını istediğim biçimde ve yerde yapmama büyük ölçüde izin veriyor.Ayrıca doğaçlama yanlarıyla da çok daha ilerde etkilerde yaratıyor. Sanırım ki bugünkü batı sanatıda buna yakın bir şey arıyor.Terim doğru mu pek bilemiyorum ancak içedönük bir resim yaklaşımı belki. Doğucu yaklaşımın nerdeyse sanatta hiç kullanılmamış bir tekniği olarak ebru ,su resmi ya da benim özel isimlendirmemle Reng-i su. Doğu’da , Batıdan çok daha önceleri varolan , bir soyut düşünmenin sanatlarından biri olarak ebru, bugün önce bizim insanımıza daha sonrada bütün insanlığa yeni bir tinsel alan yaratacak bir sanat tekniğidir.

Last modified on Eylül 11, 2009

Filed under: Yazılar

« ATÖLYEMİZ ve HEDEFLERİMİZ | Home | Münih Sergisi »

One Response to “Sanatın gerekliliği ve Ebru”

  1. Ebruli Says:

    Ebru sanatı ya da senin deyiminle reng-i su çok güzel, çok bizden ve zengin bir ifade biçimi. Ve sen kendi tarzını güzel yansıtıyorsun. Esasında atölyene gelmem lazım bir gün. Sanal ortamdan ve kitaptan gördüm sadece. Renkleri, kokusuna kadar hissetmek farklı birşey bence.

    Bunun dışında ben başka birşey daha söylemek istiyorum.Okuyamadım ama ordan-burdan birkaç yazıdan birleştirdiklerimle anlıyorum ve şu sonuca varıyorum ki şiirlere de devam etmelisin. Senden birşeyler de okumak lazım ya da en azından benim gönlüm böyle birşey istiyor. Bir videoda eserlerinle birlikte fonda bir kaç şiirin ne hoş olurdu.
    Umarım senin de yeniden içinden gelir ve yazarsın.
    Okuduğum birkaç satır en az ebruların kadar güzeldi.
    Erkin bol olsun:-)

    Selam ve sevgiler
    Ebruli,

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.